Akp Anayasasına HAYIR

Şimdi bir referandum yapsak ve halka sorsak:

“Türkiye’de bazı eski politikacılar ten­cereyi pisletmişlerdir. Bunların ebediyen mes­lekten alıkonmalarına ne dersiniz?”

Bugün insana şaka gibi geliyor, ama malumu­nuz bu soru, çok da değil 8 yıl önce halkımıza sorulmuş ve “eski politikacılar” yasak cendere­sinden kılpayı kurtulmuşlardı.

Halkın neredeyse yarısının “Evet. Artık bunlar politika yapmasın. Evlerinde otursunlar” dediği bu politikacılardan birisi bugün Cum­hurbaşkanlığı Köşkü’nde oturmaktadır. İkisi, Ecevit ve Erbakan ise Baş­bakanlık için yarış halin­dedir.

Halkımız 8 yıl önce ta­rihin arşivine kaldırmaya hazırlandığı politikacıları bugün “umut kapısı” ha­line getirmiş ve devleti, onların ellerine teslim etmiştir.

Onlar için “yasaklan­sınlar” diye kampanya açanlar ise bugün evlerinde ya da kabirlerinde tarihin arşivine kalkmış bulunuyorlar.

* * *

Çünkü halk, günlük kaygılarla yaşar. Bazen sıradan ihtiyaçları yüzyıllık ilkelere tercih ede­bilir. Tek yönlü bir şartlandırma ya da güçlü bir propaganda atağı, halkı “yanlış” sulara doğru sürükleyebilir.

Bu yüzden örneğin, ABD gibi bazı köklü de­mokrasiler, bazı temel insan haklarını, halkın bile delemeyeceği kadar güçlü zırhlarla koru­muşlar ve Anayasalarının en başına Kongre’nin düşünce ve basın özgürlüğü aleyhine hiçbir yasa çıkaramayacağını yazmışlardır.

Halkın her zaman “en adil yargıç” olduğu gö­rüşü, hayli su götürür bir iddiadan ibarettir. Şu anda halkımızın büyük çoğunluğunun şikayetçi olduğu 1982 Anayasası, aynı halkımızın büyük çoğunluğunun oylarıyla kabul edilmemiş miydi? Halk, kendi elleriyle koyduğu yasağı kaldırmak için 5 yıl sonra yeniden sandığa gitmiş ve “tamam vazgeçtim” demiştir.

Olan da, 5 yıl boyunca yasaklı kalanlara ol­muştur.

Gelin görün ki, o yasağın en çok kahrını çek­miş olanlar, bugün başka düşünce sahiplerine yasak konulabilmesi için yeniden halka sormak gerektiğini öne sürebilmektedirler.

* * *

Halka şirin görünme çabası, belki halkın oyuna muhtaç politikacılar için “anlaşılır bir defo” sayılabilir. Ancak seçim kaygılarından arınmış bir Cumhurbaşkanından beklenen, herhalde bazen “halka rağmen” bazı evrensel ilkelere ve temel haklara sahip çıkmasıdır.

Düşünce özgürlüğü işte bu temel haklardan­dır.

8. madde yarın halkın önüne konduğunda hiç kuşkunuz olmasın ki referandum kampanyası bir soğuk savaş arenasına dönüşecek ve “vatan hainleri fikrini söyleyebilsin mi” polemiği mi­ting meydanlarına taşınacaktır.

Anti-demokratik bir uygulamayla bir kez halktan cevaz alındı mı yeni referandum sorula­rı sıraya girecektir:

“Peki vatan hainlerinin idam cezalarının hızla infazına ne dersiniz?”

“Sizce örgüte yardım etmiş insanlara işkence yapılması normal değil midir?”

“İrticai veya bölücü bir yönelim karşısında or­dunun müdahalesine ne dersiniz?”

Hitler de iktidara halk oyuyla gelmemiş miy­di?

* * *

O yüzden ben Çankaya patentli bu referan­dum önerisine “hayır” diyorum. Patent sahiple­rine kendi yasaklı yıllarını ve bir referandumda halkın ebedi yasağından nasıl kılpayı kurtulduk­larını hatırlatıyorum. Halkın oyu yasakları sürdürmeye yetseydi bugün Marmaris’te bir res­samla değil, Köşk’te bir askerle yaşıyor olacağı­mızı belirtmek istiyorum.

Ve güney sahillerinde tatil yapan devlet adamlarımıza yazlık giysi olarak, üzerinde “No, no..” yazan turuncu tişörtler tavsiye edi­yorum.

CAN YÜCEL


Comments are closed.